Likya Yolu'nun Muğla Etabı: Fethiye-Dalyan Yürüyüş Rotaları
Merhaba kamp dostları! Likya Yolu'nu duymayanınız yoktur herhalde. Dünya çapında bilinen bu rota, Türkiye'nin güney kıyılarında uzanıyor. Ben de geçen yaz arkadaşlarla bu rotanın Muğla tarafındaki o meşhur başlangıç noktasına, Fethiye'ye attık kendimizi. Amacımız belliydi: Likya yolu Muğla yürüyüş deneyimini sonuna kadar yaşamak ve ardından Ekincik'in huzurunda dinlenmek. Eğer siz de benim gibi hem doğayı hem tarihi seviyor, üstüne bir de biraz macera arıyorsanız, aradığınız rota tam olarak bu. Bu parkur öyle tek seferde bitirilecek bir şey değil. Herkesin zamanına ve kondisyonuna göre değişir. Biz de tüm rotayı baştan sona yürümedik tabii. Daha çok Fethiye'den başlayıp Dalyan'a doğru uzanan, belli başlı kısımları adımladık. Bu bölgeler, hem tarihi kalıntıları hem de o meşhur Akdeniz manzarasını bir araya getiriyor.
Fethiye'den Başlangıç: Ölüdeniz ve Kayaköy Macerası
Likya Yolu macerasına Fethiye Ovacık'tan başlamak, zaten başlı başına bir heyecan. İlk gün hedefimiz Kelebekler Vadisi'ne inmekti ama öncesinde Kayaköy'e uğradık. Hayalet şehir olarak bilinen bu yerin atmosferi çok farklı. Terk edilmiş taş evlerin arasında yürürken zaman tünelinde yolculuk yapmış gibi hissediyorsunuz. Her bir evin ayrı bir hikayesi varmış gibi duvarlarına bakıp durduk. Buradan Ölüdeniz'e doğru inen patika da yürüyüş için oldukça keyifliydi. Ölüdeniz'e ulaştığımızda kısa bir mola verip kendimizi serin sulara attık. Oradan Kelebekler Vadisi'ne inen o meşhur ve biraz da zorlayıcı patikaya girdik. Dürüst olmalıyım, iniş biraz yorucuydu ama aşağıda sizi bekleyen manzara her şeye değiyor. Vadinin içinde küçük bir kamp alanı var. Eğer erken giderseniz yer bulabilirsiniz. Bizim için o günün son durağı Kabak Koyu oldu. Kabak'ta irili ufaklı birçok işletme var, çadır kurabileceğiniz yerler de mevcut. Akşamüstü küçük bir köy kahvesinde yorgunluk kahvesi içmek, yerel halkla sohbet etmek di. Onlardan civardaki farklı yürüyüş rotaları hakkında çok güzel bilgiler aldık.
Patara'dan Kaş'a: Antik Kentler ve Sahil Rotaları
Fethiye-Dalyan hattı derken aradaki bazı geçişleri araçla yaptık, aksi takdirde süre çok uzayacaktı. Patara'ya ulaştığımızda antik kentin büyüklüğü karşısında şaşırdık. Kocaman tiyatrosu, meclis binası... Her yer tarih kokuyor. Buradaki yürüyüş rotası, antik kentin içinden geçip Patara Plajı'na kadar uzanıyor. Plajın bitmeyen kumları üzerinde yürümek, hele gün batımına denk gelirseniz, bambaşka bir keyif. Patara'dan sonraki durağımız Kaş oldu. Kaş, Likya Yolu üzerindeki en canlı merkezlerden biri. Burayı bir üs gibi kullanıp çevresindeki kısa rotaları keşfetmek de mümkün. Biz de Kaş'ın o hareketli sokaklarında gezinirken kendimize küçük bir balıkçı lokantası bulup taze balık yedik. Fiyatlar, genel olarak Akdeniz kıyısında bekleneceği gibiydi. Ama taze ve lezzetliydi, değerdi. Eğer konaklama veya yemek
fiyatlarımız hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, civardaki küçük pansiyonları veya kamp alanlarını önceden araştırmak faydalı olur.
Dalyan'a Doğru ve Ekincik Durağı: Yorgunluğa Veda
Likya Yolu'nun Fethiye-Dalyan etabının sonuna yaklaşırken, parkur biraz daha sakinleşiyor. Köy yollarından, zeytinliklerin arasından geçerek Dalyan'a ulaştık. Dalyan, Kaunos Antik Kenti ve Kaya Mezarları ile ünlü. Dalyan Kanalı'nda tekne turu yapıp, o devasa kaya mezarlarını yakından görmek gerçekten etkileyiciydi. İztuzu Plajı'nda biraz dinlendikten sonra, artık bacaklarımızda tatlı bir yorgunluk vardı. İşte tam da bu noktada, aklımıza Ekincik geldi. Dalyan'dan sonraki durağımız, dinlenmek ve kamp ruhunu tam anlamıyla yaşamak için
Ekincik DC Camping oldu. Burası, o kadar yürüyüşten sonra insana ilaç gibi geliyor. Denize sıfır konumu, sakin atmosferi ve temiz
hizmetleriyle Ekincik Kamping, tam da aradığımız yerdi. Akşam üzeri kamp ateşinin başında oturup yıldızları izlemek, tüm günün yorgunluğunu unutturdu. Biz burada birkaç gün kaldık ve koyda yüzen balıkçı tekneleriyle sohbet ettik, onlardan taze balık alıp kampımızda pişirdik. Gerçek bir yerel deneyimdi.
Muğla Kamping Deneyimi ve Ekincik'in Farkı
Muğla'nın birçok yerinde kamp deneyimi yaşama fırsatımız oldu ama Ekincik'in yeri bende hep ayrıdır. Burası, kalabalıktan uzak, doğayla iç içe bir tatil arayanlar için ideal.
Ekincik Camping, hem temel ihtiyaçlarınızı karşılayacak temiz tesislere sahip hem de çevresi koylarla dolu. Tekne turlarına katılıp çevredeki gizli koyları keşfedebilir, orman içinde kısa yürüyüşler yapabilirsiniz. Bizim gibi Likya Yolu'nun bir kısmını yürüyüp sonrasında dinlenmek isteyenler için
Ekincik DC Camping mükemmel bir seçenek sunuyor. Buraya gelirken yanınızda getirmeniz gerekenler listesi de oldukça basit:
- Kaliteli bir sırt çantası
- Doğru ayakkabı (bilekli ve rahat)
- Su matarası ve atıştırmalıklar
- Güneş kremi ve şapka
- Harita ve pusula (veya çevrimdışı çalışan bir navigasyon uygulaması)
- İlk yardım çantası
- Tabii ki, kamp için çadır ve uyku tulumu
Ekincik'e vardığınızda, Likya Yolu'nun yorgunluğunu unutup buranın keyfini sürebilirsiniz. Eğer
rezervasyon yapmak veya daha fazla
galeri fotoğrafına bakmak isterseniz, web sitelerine göz atabilirsiniz. Biz de bir dahaki sefere Likya Yolu'nun başka bir etabını yürüdükten sonra yine
Ekincik DC Camping'e dönmeyi düşünüyoruz. Bu harika
Muğla Kamping deneyimini size de tavsiye ederim!